Perşembe, Kasım 12, 2009 - menschler... menschlere mi güveneceğiz?
yeni... yeninin ilk günü. çamur hep doğduğu yerden yükseldi. yeninin ilk gününde tahlil ve tahsil edildi tesettür çabamız. örtündük. kurumuş çamurda yeninin gülümsemesi: yeni artık paslanırken ve ihtişamı bilindikliğin altında ezilirken. insan bilmediğim birşey değil, insan yeni birşeyler bulacağım bir define sahası değil, yeni ümitler defnedilebilinir. yeninin mezar arazisi, odunpazarı mezarlığında ve akşamları yüzünü aşağı döner. yıllardır yanmakta olan ışıklara. bir bilindiklik miras aldım bilmediğim bir yerden, sessizlik iyi olacakken. tahammül edilebilir bir sessizlik, kulakları kendi sesini üretmeye mecbur bırakan o sessizliklerden değil. yada beyni. et parçalarından biri yada diğeri. her neyse, kanı artık hatırlamadığım şeylerle kaynayanların arasında. rüyalardan sonra vazgeçmem gerektiğini anladığım, yada vazgeçirildiğim o heyecanlar. dünya artık o şekilde değil. dünya eskisi gibi değil. bilmediğim bir bilindikle gözüme çocuk gibi görünen... onlar... et parçalarından biri yada diğeri. eninde sonunda hiçliğe geri verilen o emanet organiklikten, her hazır yapım sigarada biraz daha kokan ve çürüyen - öksürüyorum, ikiye katlanıyorum öksürürken, et parçalarımdan birini kusacağım bu kez diyorum. avuçlarımda kan bekliyorum. yada yürürken bacak kemiklerimin ufalanmasını. gözümün biri yerinden çıkabilir birden. saçlarımı alıp götürebilir sabah ayazı. yüzümde tek bir kas oynamadan geride bırakırım düşenleri. böyle olacaktır çünkü böyle diyor bilmediğim bilindiklik. herşeyi bekle ama hiçbir şey umma.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Perşembe, Hazirane 25, 2009 - ...
bir kaltak hep kaltaktır and nothin' gonna change it. never. o halde... gül ve tükür gülücüklere. dur. daha açık söylemek gerekirse, uygunsuzluğu bu kadar sırıtan birinin ilk gününe dönüp uyurken açılmış ağzına işemekten mahrum bırakılmak. zamanmekan zorunlulukları ve kaltaklık. ana konumuz kaltaklık ve alt başlıkları. ve huzur, büyümekte olan huzur. ilk başladığım noktaya dönmek ve bundan kirlenmeden sıyrılmak. bataklık çiçekleri. gelecekten bahsediyordu, bir kıl yumağı mı sunacak anne babasına. kaltak. başka hiçbir kelime bu kadar yakışmamıştı. söylediğim tüm güzel şeyler için, yırttıığım kıçım için pişmanım. ama etkisiz bir pişmanlık. kirlenmeden çıktım, ak pak sıyrıldım bataklıktan, bir et diyarından ve sonsuz açlıkla açılmış açıklıklardan, istediğini tıkıştırsın oraya. layığıyla. hiç bu kadar yüksekten yazmamıştım buraya ve şimdi ışıldıyor istisnai durumum. anıları ve geçmişi sindirdi kaygan salgıları: zafer!
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Çarşamba, Hazirane 24, 2009 - ellikolluheadbangers
bir arada olan iki şeyin ve bir başka şeyin beni hiç bu kadar güldürdüğü olmamıştı. şükür edilmesi gereken durumlardan biri ve en komiği. bu insanın ayak tabanlarına fazladan güç sağlar, her zamankinden daha hızlı ve kuvvetli ezebilmek için. öpücük ve öpücüklerle ve ellerle ve kollarla. bir bilinmeyen, bir yarı bilinen ve bir bilinmek istemeyen ve bir bilmek istemediğim. hepsini normal şartlar altında çarpıştırdığımızda kütlesi önemsiz, hacmi ihmal edilebilir, yani özkütlesiz bir nesne oluşur. solunum sistemi için idealdir, hararet için soğuk duş neyse, gerçekler için bu nesne odur. melez ama kendinde şey olan ürün. uzayzamandan muaf bir ide. oluştuğu maddelerin hiçbir özelliğini taşımayan bileşik madde. kimyamın göz bebeği. öpücük ve öpücüklerle. ve yine gerçeklerle, gülünecek gerçekler ve ezilecek olanlar. gözleri çıkarılacak ve dişleri sökülecek olanlar. yine diyorum. adım tom violence olsaydı. herşey benim için daha kolay olacaktı. basit bir isim ve insanı eylem içinde bırakan bir soyisim. saf. basit. olduğu gibi.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Hazirane 22, 2009 - tick tack
o gizli bir borç idi ödenmek istedi
öde ödeyin ödedim ödem ödemi ödeme
bir kaç saat önce ve şimdi bir gecenin ertesinde... ertele yine gölge çizgisinin peşinde bir diğer geceye. yırtıkların arasında ne önemi var çatlakların yada eskimiş dikişlerin. geceye kafa tutan bir gölge. güneş bile güler buna götüyle.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Perşembe, Hazirane 18, 2009 - no exotic no turistic
onun bunun çocukları ho ho ho paranızı bana verin ho ho ho
oblomovluk bursu arayan çok yakınım olan bir tanıdığım adına oblomovluk bursu istediğimi bildirir işbu metinden size saygı ve sevgilerini sunar iyimi.
onun bunun çocukları ho ho ho paranızı bana verin ho ho ho
böylesini ne gördüm ne duydum hiçbir dümeni yutmuyor
çok alçak adammışsın
bu dünyada herşey yalan, yalan
kurtuluş yok, hiçbiriniz için kurtuluş yok
2/5 bz = zb 52
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Hazirane 6, 2009 - i kist you all niggaz
nakit vakit bunlar dünyevi şeyler dedi. ortaya serdiği örtünün üzerine boşalttı ilahiyatı. türlü erkek, türlü kızla türdeş çubuklar ve ağırlık merkezleri. abi onu bunu bırak öss geliyor dedim, gelir dedi. dünyevi işler bunlar canım, ikinci kat ilahiyatı çıktı örtünün üzerine. abi belediye melediye dedim, kaç kata kadar izin var bu muhitte? canım boşver dedi, der demez üçüncü kattan yine türdeş cinsiyetlerde münasebette olan vatandaşlar el salladılar. bu da bir trip olsa gerek diyip pek sallamadım. hem kim yatağında bir ineğin yatmasını ister ki? yatağa çerez dökme canım, kül hiç dökme, ekmek kırıntılarını toplatırım sana. sağlamasını da yaparız sen tuvalete git hele: işte giren miktar, çıkan miktar, enerjiye zarta zurta dönüşen miktar ve kırıntı miktarı: işin gücün nakitin mınıırzını. dayı dördüncü kattan paraşütle atlıyordu, arkadaşım bu da benim ilahiyat anlayışım dedi. rüzgar nereye bırakırsa artık. kierkegaard mı okudun sen dedim, he dedi. ama bir bok anlamadım. bu evi dolduran bira bardaklarını ve kurbağa arayışını açıklar. şimdi kaldır götü eve git. ev. tippen roberto carlosa benzediğim için aşortmanla rövaşata yapabileceğim yer olsa gerek. güncelleyin sözlükleri. testislerimde kitle var. bu kez ciddiyim. hafta başı birilerinin kitlenin ne olduğunu anlaması için donumu indirmek zorunda kalacağım. bunlar zor ve yorucu işler. bir sene önce farkına vardım. pek sallamadım. mühim birşey değildir, şu ilahi katlarda kimse beni o kadar ciddiye almaz.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cumartesi, Hazirane 6, 2009 - kel
ben uyandıktan sonraydı, yada eve döndükten sonra. odanın birinde makine vardı. valla makine vardı. allah kuran çarpsın makine vardı. yeminle makine vardı. bir an düşünmedim. saçlar biçildi, saç derisi sürüldü ve nadasa bırakıldı ve fenerbahçeye gelmeden önceki canııım roberto carlos muyum lan ben şimdi dedim durduk yere valla başka birine benzetemedim. bir boka benzemiyordu, biri squartle'a benziyorsun dedi. skueyıl, skueyıl... her türlü tepkiye, özellikte kafa derime yaklaşan ıslak dudaklara sert tepki veririm dedim. ortaya pek caydırıcı sebep sunamadım. bunları boşverin, nakit meselesine gelelim dedim. suratlar asıldı. kafa derileri esnedi. ichi the killer. ichi the killer. ichi the killer.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Hazirane 1, 2009 - isvi
bitchcraft bacaklarını karnına doğru çekti, şüphe içinde deliğini ve içinden çıkacak şeyi gözlüyor. tüm giyatin çabalarını deviriyor sancıları arasında ve hayır bu kez alınacak yollar alınacak yollar alınacak. kesin konuşmalardan, evrensel saptamalardan ve orjinal adamdan koru bizleri: orjinal adam kuvvet verir, kuvvetten düşürür, pütürük yüzeyler ve kendini kaybetmeler için birebir, yağmura karşı naylon poşetle koruduk deliği: bunun için herşeyi göze aldık. kaltaklar yaklaşıyor, yatağa tırmanıyorlar ve ağızlarını açıyorlar delikten fırlayacak şey için, hiçbir vizite ücreti ödeyemez bunu dedim ve topuğumla burunlarını düzledim. bitchcraft sık ve derin nefesler alıyor, terini topluyoruz bir kapta. çocuğunu kutsayacağız, vaftiz edeceğiz ve cinsiyet ayırt etmeden sünnet edeceğiz. öpücükler ve öpücüklerle.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cuma, Mayıs 29, 2009 - yazı boyu 16
hayatımı belirleyen yani siken atan birkaç kelime engel olmasaydı dibine kadar aşık olabileceğim biri. özsıvımın her zerresini feda ederim ve birkez bile düşünmem yakıt sızıntısı hakkında. ama dediğim gibi belirleyici, yani sınırlayıcı kelimeler var ve vazelinle bile yumuşatılacak gibi değil. aradaki farklar belirsizleşinceye kadar içebilecek biri değilim ve başka türlü zaten ben bana yetiyorum, kimseyi gözüm görmüyor. o zaman webcam'e el sallayın, benzerliklerle farklar arasında benim bildiğimin dışında bir ilişki biliyorsanız kendinizi şanslı sayın ve istavroz çıkarın. isa gelecek, kesin gelir canım, gelmez olur mu hiç? ama öncesinde işimize gücümüze bakmalıyız ve illa maddiyat diyorlarsa ikiletmemeliyiz onları. sonrası? ne bileyim anam babam, cevap verecek tecrübem olsa soru sormayız iki gözüm. elimde sigarayla abdullah abi diyorlar bana, öyle olsun koçlarım. bunlar konuşulacak konular değil, bir telefona bakar. ayarlanır yani, takma kafana sen ciğerim, bizim artvinli temiz bir çocuk var. ricayla iş görür, temiz iş görür annadın mı. o zaman bu şarkıyı geç, hayır onuda geç. çocuğun bezini değiştir, pencereleri aç, evet götünü yırtıyorsundur ama kızımı üzersen ağzına sıçarım kadın. abdullah abiyim ben, birde kızım olsa. bir kız, birtane, bulutları istediği renge boyamayan şerefsizdir. abdullah abi olsam böyle derim, lakin göbek adım muhammed ancak bu kadar yaklaşabiliyorum kelime olarak abdullaha ve biliyorum benden baba olmaz. benden eş olmaz. benden bir sikim olmaz. o kısmı zaten beni ilgilendirir, sanırım. o zaman hızlı ve anlaşılır bir adam olmalıyım... hı hı tabi.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Mayıs 25, 2009 - thug life
o boncuk perdeyi aralayanlardan hiçbiri başlangıçla bitiş arasındakiler dışında önemli olabilen şeylerden bahsetmedi. böyle birşey beklemedim zaten, o halde bir önemi yok dostum dedim. başlayan biter. birer değil ikişer at, ne kadar çabuk uyursan o kadar iyi ve geri kalan zamanda saçmalayabilmek için hiçbir şeyle uğraşma. hiçbir şey için herşey yani. önüme konsa itiraz etmeyeceğim şeylerden bahsettim, bir dehşet ifadesiyle ağızlarını kapadılar. ben konuşurken birilerinin esnemesine alıştım, önemsemedim. yada böyle birşeydi. her neyse. önüme hiçbir şey konmadı, bende açıklama yapmaktan nefret ettiğim için çayı reddettim. kaşık çınlamaları arasında kimse konuşmadı, hüpürtüler ve yutkunma seslerini bölen bir konuşma da olmadı. boş bardaklar birer birer masaya konduktan sonra bile birşey konuşulmadı. sonra teker teker boncuk perdeyi aralayıp dışarı çıktılar. içeride bir müşteri vardı, solunum yollarındaki kılları aldırmak istiyordu. boş boş yüzüne baktım. üffledim, koltuğu gösterdim ve oturunca cımbızla kılları temizledim. babamın kuaför olduğunu öğrenenlerin hepsi neden kuaför olmadığımı sordu. kıldan nefret ederim dedim. ekmek parası dediler. cümleye aslan katıldı ve fırıncılar birliği, un lekeli önlükleriyle işçiler ve mazlum bakan aç kitle. kuru ekmeğe burun kıvıranlara anlatmıyorum bunları, fakir edebiyatı da yapmıyorum. olan bu dostum dedim. kelimeleri siktir et. olan bu. olduğu gibi oluyor işte.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
na
kimse yok basamakları
|